16 Ağustos 2014 Cumartesi

LUTFEN BENI ANLAYIN, OLUR MU?


 Bazen o kadar ümitsizliğe kapılıyorum ki… Yok olmak istiyorum, bir anda. Aci çekmeden. Ya da varsın cekiyim ya, sonunda tum bu dertlerden kurtulmak var, diyecekken sonra bir de bize anlatılan dini hikayeler geliyor aklıma. Evet belki çoğu akla yatkın şeyler degil ama suan yaşadığımız dünyada bile aklimizin almayacağı bir çok şey olmuyor mu zaten. Cansız topraktan canlı bitkilerin büyümesi, sabahın ve akşamın olması. Uzerinde düşünmediğimiz ama aslında o kadar inanılmaz şeyler oluyor ki dünyada. Herseyse, basarisizlik. Soruyorum kendime, korktuğum şey bu mu. Basarisizlik mi. Evet. Ben bir ton emek verip sonunda basarisiz olmaktan korkuyorum. Bu korkumu yenmek için bir destek arıyorum kendime. Elimden tutup kaldıracak ve sen yapabilirsin diyecek biri yada bisey. Belki de o kisi yine benim. Bilmiyorum. Müzik. Hayallerimi süsleyen şey. Büyüsüyle tum dünyayı değiştirebilecek en buyuk güç. Yapabilir miyim. Arkasında babası, arkadaşları ve hocaları olan gençler arasından babası, hocası ve kısmen arkadaşları olmayan ben nasıl olur da yükselirim. Bunu kendime sordukça aglayacak gibi oluyorum caresizlikten. Hayatimin neresine elimi atsam bir engelle karşılaşıyorum. O kadar çabaladım ki su zamana kadar, cabalama mubtezeli oldum, yapmayı, başarmayı unuttum. Sadece çabalıyorum. Hayatim böyle devam ettiği surece de sadece çabalayacağım. Daha görmediğim bilmediğim o kadar çok şey var ki. Ama kotu olan, beni uzen, hayal kırıklığına uğratan bilmediğim şeylerin bu denli çokluğu degil, bu bilmediğim bir ton seyi bilebilmem için elimde imkan olmaması. Amerikada yasam acaba hersey farklı olur muydu. Ya da babam zengin ve benim yaptığım müziği destekleyen biri olsa. Ya da hiçbir para beklemeden sadece benim başarılarımla yetinecek bir hoca çıkar mi karşıma. Ben bunlara karsi umudumu yitirmek üzereyim.


Genç gruplar görüyorum, benim yaşlarımda hepsi. Aileleri arkalarında, hocaları var ve en azından stüdyoya girebilecek parayı bulabiliyorlar. Evlerinde amfileri var çalışabilecekleri güzel bir gitari. Bunlar uzaktan duyunca okuyunca komik ayrıntılar gibi geliyor aslında ama öyle degil. 7 senedir gitar çalıyorum ve elimde cakma bir jazz kasadan baska hicbirsey yok. Bazen babamin dandik amfisine baglayip kendimi tatmin etmeye calisiyorum ama baskalarinin elindeki imkanlari gordukce o kadar eziliyor ki kalbim. Bendeki bu yoklugun bir sebebi, bir amaci var mi yoksa Tanri sadece benimle ufak bir oyun mu oynuyor. Eger oyleyse çok eglendigine eminim ama beni duyuyorsa ‘Tanrim ben hic eglenmiyorum!’. Su zamana kadar muzik hakkinda ne bilgim varsa ‘tirnaklarimlaaa, kaziyaa kaziyaaa’ elde ettim. Gitara ilk basladigimda bana gitarı nasıl tutup tellere nasıl vuracagimi soyleyen bir hocadan baska destekcim ve ogreticim olmadi. Babama veya anneme bir amfi ya da gitar talebinde bulundugumda somut olan tek şey umursamaz bakislariydi. Ama artik yeter, beni duyun istiyorum. Ben zamaninda caresizlikten internetten buldugum birkac santcidan gitar talebi icerek mesajlar yollamis bir insanim. Beni anlayin! Sadece bunu haykirmak istiyorum dunyaya. Beni anlayin ve bir kerecik olsun bana bir sans verin! Beni ‘hobi olarak yaparsin, bu da meslek mi’ laflariyla baska yonlere itmeden once sadece bir sans verin. Merak etmeyin zaten basarisiz olacagimi anladigim an geri cekilirim. Ama en kotusu de buya. Ben daha basarisiz olup olamayacigini bile anlayamayan bir insanim. Biri bana muzik mi yapiyorsun dediginde ‘acaba ben muzik yapiyor muyum’ diye iki defa dusunup cevap veren bir insanim. Benim yaptığım şey muzik mi. Evde siktirboktan bir gitarla kendimi gelistirmek için yanip tutusurken gelistirecek imkani bulamayan ben mi muzik yapiyorum. Bu koca yedi senede ne kadar ileri gittim.
  Vapur Kadikoye geldi, inmem gerek, lutfen beni anlayin olur mu?..