31 Ekim 2014 Cuma
Gelin Bu Sonbaharı Birlikte Geçirelim
26 Ekim 2014 Pazar
Hayal Kırıklığı -2-
İnsanlar değişmez. Sistemler de öyle. Türkiyeyi düşün, içinde yaşadığın bu ülkede ne değişti? Bundan 10 yıl önce okulda cuma namazına gizli gizli giden öğrenciler azarlanıyor, rencide ediliyor, gururları hocalar tarafından fütursuzca kırılıyordu. 10 yıl geçti, şimdi, cuma namazına gitmemek için gizlenen öğrenciler azarlanıyor, gururları kırılıyor. Neden mi bu konudan girdim direk? Çünkü ben bir imamhatip lisesi öğrencisiyim. İsteyerek mi gittin gibilerinden saçma sorulara küfredip geçiyorum artık. Tam 4 sene oldu. Bu 4 sene içinde öyle rezil şeyler gördüm-duydum ve yaşadım ki, bu lanet liseden mezun olduktan sonra en büyük amacım bu liseleri kapattırmaya çabalamak olacak. Törenlerde müdürün açık kızları rencide edici konuşmaları mı dersin, bağıra çağıra, ite kaka mescide indirilen öğrenciler mi dersin, derslerde cumhuriyet sistemini yerip şeriat gelmesini umduğunu söyleyip duran meslek hocaları mı dersin. Çok fazla şey gördüm okuyucu, çok fazla. Ve emin ol tüm bunları vakti gelince kullanmaktan en ufak bir tereddüt duymıcam. He tüm bunların bana olumlu etkisi olmadı desem yalan olur. Daha erken olgunlaştım bu orospu çocukları sayesinde. Daha çok hakkımı arayan, gerektiği yerde "dur!" Diyebilen biri oldum. Eğer bu yönleri konuşacak onlara çok şey borçluyum, "teşekkürler orospu çocukları!" Son bir şey daha. Bu hyal kırıklıklarımın en büyüğü olacak hayyım boyunca ama maalesef ülkemin her bir yerinde açılan bu imamhatip liseleri belasıyüzümden bu ülkeden bi 100 sene daha "bi bok olmaz". Saygılar!
22 Ekim 2014 Çarşamba
Beyin "D"ikiş Seansı -1-
Sürekli üstüne düşen sorumluluğu beceremeyen ve bundan da hiç rahatsız olmayan bi ton amcık beyinli insanla yaşamak nasıl bir duygu bilir misin? Büyük bi yokluktur bu. "Karı-kız" yokluğundan beterdir hani! İki kelimeyi bi araya getirip düzgün bi cümle kurabilen ilk insanın üstüne atılırsın. O senin için bi Sokratestir artık. Hayatım böyle amcık beyinli insanlarla geçiyor işte okuyucu. Herkese iyi niyetli yaklaşmanın cezasını çekiyorum hala. Bu sorunumu en kısa zamanda çözmem lazım. Neden insanlar iki yüzlerine güldük mü hemen ağzımıza sıçsalar da ses etmicekmişiz gibi davranıyolar? O gevşek gevşek sırıtıp "kanka n'olcak yeaa" lar falan. Tam o anda ağzına bi tane sağlam geçiriceksin orospu çocuğu ne olduğunu görecek ama olmuyo işte. Ben vurunca canı acır insana yazıktır diye kavgaya girmeyen adamım ulan nasıl vuriyim öyle...
Bak ama bu aralar bi asosyal arkadaş buldum kendime. İnternette "kral" gerçek hayatta "anal" tiplerden. Yeni görevim onu "insan" şekline sokmak sanırım. Fazlaca çekingen, özgüven 0 ama yapıcaz bişeyler. Ondaki gelişmeleri de yazarım buraya. Bu yazının ana fikri ne mi oldu?
Akşam yastığa başınızı koyunca adam yumruklamaya devam...
19 Ekim 2014 Pazar
Bir Kıyamet Masalı da Benden "?"
Dün akşam kuaförden dönüp duş aldıktan sonra biraz bornoz sefası yapayım dedim geçtim salona açtım televizyonu başladım zapping yapmaya. Uzun zamandır televizyon izlemediğim için içten içe biraz özlediğimi de farkettim, aramızda kalsın. Neyse, kanalları dolaşırken kanal 56 diye bi kanala kitlendim. 5-10 sene öncesinin animasyon efektlerinin kullanılmasından biraz eski olduğunu farkettiğim bir uzay belgeseli vardı. O an dünyanın en büyük keşfini salonda üzerimde havlular ve elimde kumandayla ben yapacakmışım gibi hissettim. Dikkatle izlemeye başladım belgeseli. Güneş sistemindeki her gezegeni tek tek tanıtıyor ve her birini Dünya'yla karşılaştırıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam Venüs'ü tanıttığı sırada aklımda büyük bir soru işareti belirdi. Güneş sistemindeki bu diğer gezenler, hatta belki evrendeki diğer gezegenler, bir zamanlar yaşamın olduğu ve tek tek her birinde kıyametin koptuğu birer Dünya olabilir miydi?
Çünkü her biri ayrı ayrı Dünya ile benzer özellikler taşıyor ama zamanla her biri terk edilmiş harabe binalara dönmüş. Bunun en büyük sebeplerinden biri de atmosferdeki anormalleşmelerle birlikte gelen aşırı sıcaklık ya da soğukluk. Dünya'da da şuan aynı sorun yok mu? Hepimiz beklenen sonu biraz daha geciktirmek için uğraşmıyor muyuz?
Hayal kırıklığı (1)
Birkaç ay önceki bir yazımda sana hayata karşı ne derece umutsuz ve sitemkar olduğumu anlatmaya çalıştığım bir yazı yayınlamıştım okuyucu. Bu birkaç ay içinde o kadar çok şey değişti ki. Sitemim (öfkem, ana bacı sövme isteğim) hala var, yanlış anlaşılmak istemem. Sadece hedef değiştirdim. Artık hayata değil en kaymaklı küfürlerim; insanlara. Hayat, insana tüm yeteneklerini kullanabilmesi ve yapabileceğinin en iyisini yapabilmesi için verilen büyük ve son derece cömert bir imkan. Onun içine sıçansa insanlar. Çok fazla dost edinme okuyucu. Bir, bilemedin iki dostun olsun. Çünkü değer verdiğin "şeyler"in çokluğu, olası kayıpların hüznünü arttırır. Meşhur bir filozofla büyük iskenderin kıssası anlatılır; anlatılana göre hayatını bir fıçının içinde geçiren, o fıçıda yatıp kalkan ve tüm mal varlığı bir asa, bir kayış ve bu fıçı olan bir filozof güneşli bir günde fıçısının önüne uzanmış güneşlenmekteymiş, o sırada bu filozofun ününü duyan Büyük İskender bir grup koruması ve devlet adamlarından bir heyetle filozofumuzun yanına gitmiş. Güneşlenmekte olan filozofa "benden ne dilersen hemen şimdi yerine getireceğim, ne istersin?" Diye sormuş. Filozofumuz da; "önümden çekilmeni istiyorum, güneşimi kapatıyorsun" cevabını vermiş. Filozofumuz ne kadar az şeye sahip olursa o kadar mutluluğunun daim olacağı anlamış kısacası. Sen de okuyucu, az "şey"e sahip ol. (...)
7 Ekim 2014 Salı
Ego?
Ego? İlgi görmediğin mekanlarda rahatsız olmak bir ego belirtisi midir? Ya da bulunduğun ortamda boş insanların olmasından kaynaklanan bir rahatsızlık hissi pek tabii ve esasen yüce bir his midir? Bulunduğun mekanda sürekli kendinden böbürlenerek bahseden bir insanı boğarak öldürme isteği kadar doğal ne olabilir? Neden hala yaşıyorsun amcık?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




