19 Ekim 2014 Pazar

Hayal kırıklığı (1)

Birkaç ay önceki bir yazımda sana hayata karşı ne derece umutsuz ve sitemkar olduğumu anlatmaya çalıştığım bir yazı yayınlamıştım okuyucu. Bu birkaç ay içinde o kadar çok şey değişti ki. Sitemim (öfkem, ana bacı sövme isteğim) hala var, yanlış anlaşılmak istemem. Sadece hedef değiştirdim. Artık hayata değil en kaymaklı küfürlerim; insanlara. Hayat, insana tüm yeteneklerini kullanabilmesi ve yapabileceğinin en iyisini yapabilmesi için verilen büyük ve son derece cömert bir imkan. Onun içine sıçansa insanlar. Çok fazla dost edinme okuyucu. Bir, bilemedin iki dostun olsun. Çünkü değer verdiğin "şeyler"in çokluğu, olası kayıpların hüznünü arttırır. Meşhur bir filozofla büyük iskenderin kıssası anlatılır; anlatılana göre hayatını bir fıçının içinde geçiren, o fıçıda yatıp kalkan ve tüm mal varlığı bir asa, bir kayış ve bu fıçı olan bir filozof güneşli bir günde fıçısının önüne uzanmış güneşlenmekteymiş, o sırada bu filozofun ününü duyan Büyük İskender bir grup koruması ve devlet adamlarından bir heyetle filozofumuzun yanına gitmiş. Güneşlenmekte olan filozofa "benden ne dilersen hemen şimdi yerine getireceğim, ne istersin?" Diye sormuş. Filozofumuz da; "önümden çekilmeni istiyorum, güneşimi kapatıyorsun" cevabını vermiş. Filozofumuz ne kadar az şeye sahip olursa o kadar mutluluğunun daim olacağı anlamış kısacası. Sen de okuyucu, az "şey"e sahip ol. (...)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder