14 Nisan 2012 Cumartesi

BİR OTOBÜS MACERASI

Her cuma olduğu gibi o cuma da ''SAYIN MÜDÜRÜMÜZ'' bizi güneşin altında yarım saat bekleten ama bir cümlesini bile değiştirmediği konuşmasını yapıyordu. Konuşmayı dinledikten sonra bir haftanın yorgunluğunu atmak için acele eder bir şekilde koşar adım otobüs durağına doğru gittim. Okulumuzdaki dedikodu sever arkadaşların duraktaki uzun konuşmalarını walkman'imde her zaman başköşede sakladığım Marilyn Manson sayesinde dinlemekten kurtuldum. Bu arada her zamanki gibi kapılara yapışan suratlar ve içerdeki izdihamdan nefes almakta zorlanan insanların güler misin ağlar mısın denilecek türden vaziyetlerinin rahatça görülebileceği 9ÜD otobüsü geldi. Daha fazla güneşte kalmamak için hemen atladım. ( ama asıl neden güneşten çok evde beni bekleyen 30 sayfalık tarih ödevimdi ) Otobüse mecburen arka kapıdan girmiştim. Önce kendime düşmeden ayakta kalabileceğim-çünkü 9ÜD şoförlerinin nasıl kullandığını bilmeyen yoktur!-
bir yer buldum. Sonra belki bir teyze veya amca bana seslenir diye kulaklıklarıma veda ettim. ( artık etraftaki can sıkıcı konuşmaları duymak zorundaydım ) Cebimden pasomu çıkardım ve öndeki yolcuya ileri doğru göndermesi için rica ettim. Herşey güzel gidiyordu. ( otobüste yanlış veya komik bir hareket yapmaktan çok korkarım. Bundan dolayıdır ki otobüse binince kendimi bir sınava girmiş gibi hissederim) Tam o anda ağzımı açık bırakan bir ses duydum ! Yanımda ki tahminimce 60 yaşlarında bir amca elimi pasoyu vermemem için kuvvetli bir şekilde kavradı ve bana şöyle dedi: - '' Bırak oğlum zaten arkadan bindin. kimse farketmez !''Bunları söylerken sesinde bir emir tonu vardı. Bu sözleri duyunca hayretimi gizleyemedim -'' Nasıl olur amca ! Sen kul hakkı diye birşey duymadın mı ?! '' diye istemsiz olarak kaba bir şekilde cevabı yapıştırıverdim. Amca hiç istifini bozmadan devam etti: -'' Oğlum ben bu devlete verya devlete, her ay tam 6.000 $ vergi veriyorum. Peki ne oluyo bu paralar ? Nereye gidiyor ! Şimdi sen paso bassan n'olur basmasan n'olur ?!'' Bunları dinledikten sonra aklımda üç soru belirdi;

Birincisi: Eğer şuan karşımda duran amcanın her sene 6.000 $ verebilecek kadar parası ve vergisi bu kadar yüksek bir mevlaya denk gelen malı varsa bu otobüste işi neydi?

İkincisi: Bu amca '' paralar nereye gidiyor?!''derken bindiği otobüsün hangi parayla alındığını yada bu otobüsün suyla değilde benzinle çalıştığını hiç mi düşünmemişti!

Üçüncüsü: Bu düşüncelerini neden bana söylüyordu?


Ben aklımdan bu düşünceleri geçirirken farkında olmadan amcanın bu haline tebessüm ettim ve elimi amcanın kuvvetli parmakları arasından kurtararak pasoyu önümdeki yolcuya uzattım. Bu hareketimden dolayı yanımdaki yolcuların bol ve cömert övgülerine mazhar oldum fakat oldum olası toplum içinde övülmeyi sevmem. Hele böyle bir olaydan dolayı!

 Ama boşuna dememişler insanın yaşadığı her hadise onun için bir derstir diye. Bu olay da benim için güzel bir tecrübe olarak aklımın bir köşesinde kaldı…
 Hayatınız boyunca hep doğru yolu gösteren siz olun, kim bilir, belki de amcamız o günden sonra artık  paso basmaya başlamıştır J

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder