20 Kasım 2013 Çarşamba

DARPHANE DERSHANELERİ -SİZİ GELECEĞE HAZIRLAR…-



 N’oluyor yahu bu eğitim sistemine? Bir şeyler  olduğu konusunda hem fikiriz tamam ama nedir bu acele? Sınava son gece çalışan lise öğrencisi gibi 10 küsür senelik iktidar daha yeni el atıyor eğitime. Ne bu acele denildiğinde de ‘’Türkiye çok vakit kaybetti.’’  Ulan kaybettiysen sen kaybettin, üç dönem oldu be 3 dönem! Tamam anladık Ergenekon vardı, terör vardı zart zurt. E peki kardeşim sormazlar mı Milli Eğitim Bakanına, be adam sen de mi görevliydin ergenekon’da, terör örgütü operasyonlarında. Diğer bakanlar işini yaparken sen ne yaptın? – Ee şey.. SBS diye bir şey yaptım, acayip tuttu ama tadı damakta kalsın dedik birkaç sene sonra kaldırdık. Öğrencilere de heyecan oldu.
 Vallahi eksik olmayın! Her neyse. İşte böyle sevgili okuyucu, bu ülke kurulduğundan beri bir türlü doğru düzgün bir eğitim sistemimiz olmadı. Olduramadık. Olduramadılar.
 Şimdi de dershaneler kalkacakmış. Kalksın. En başından böyle bir oluşumun yapılanmasına izin vermeleri hataydı zaten. He neden izin verdiler, acaba buda planlanmış bir olay mıydı yoksa ‘’boşver biraz kendi hallerinde takılsınlar sonra boş bir vakitte bakarız icabına’’ tarzında bir yaklaşımla mı izin verdiler orasını bilemeyiz.  Ama neticede bugün yarın ülkemiz dershanelerden kurtulacak.
 Fakat öyle bir sorunla karşı karşıya ki hükümet, ciddiyetini kendilerinin bile tam olarak idrak edebildiğinden emin değilim. Neden mi? E malum ‘’Sn.’’ Başbakanımızın sevgili evlatları Amerikalarda okumuş tahsil görmüş çocuklar. Başbakan bizim genç çocuk sahibi ailelerinki gibi bir sınav kaygısı pek yaşamamıştır zaar.
 O zaman bu yazıyı ‘’Sn.’’ Başbakanımızın da okuduğunu varsayarak şöyle anlatayım sorunu…
 Değerli okuyucu, bu dershane ihtiyacı nereden oluştu allasen? Üniversite sınavlarındaki devrim niteliğinde yaratılan sistemden olmasın? Nedir bu sistem? Ele, ele, ele. Bunlar nelerdir say bakalım değil, Bunlardan hangileri yanlıştır işaretle bakalım. E paragözler boş durur mu. Baktılar zaten bu devletin verdiği içi boş kitaplar bir cacık olmuyor, hem ‘’hizmet’’ etmiş oluruz hem de cebimiz biraz para görür diye sıvadılar kolları giriştiler işe. Önceleri masumdu biraz. Testler, sorular, konu anlatımları… Sonra baktılar ulan bu işte iyi para var hee, millet de sanki analarının karınlarından dershaneyle çıkmış gibi bütün çocuklarını gönderiyorlar, e biz bu işe kendimizden bir şeyler de katalım dediler. Sonra ne mi oldu? Bak bu kısım çok eğlenceli okuyucu. Bu bir evrim gibi. Dershane hocalarının evrimi. Eğer Darwin’in dediği şey buysa vallahi büyük adammış şu Darwin vesselam. Bak şimdi; DERSHANE HOCASI:
1.       EVRE: Sinek kaydı traş, klasik lacos yada gömlek, üzerine hırka/yelek, tek amacı dersini anlatıp bir an önce bankamatiğe koşup maaşını çekmek.
2.       EVRE: Yavaştan bıyıklar çıkmaya başladı. Bak bak bak. Şimdi amaç ufaktan değişiyor. Dershaneler kendi test kitaplarını basacak birazdan, sonra onlar öğrencilere verilecek, denecek ki bundan sonra dersleri bu kitaptan işleyeceğiz. Ama isteyen almasın tabi zorla aldırmıyoruz. (Bak bak laflara bak). İşte bu evrede öğretmen adeta bir pazarlamacıdır. Artık tek amacı dersini anlatıp çıkmak değildir. Artık bir kutsal görevi daha vardır. O feri kaçmış gözleriyle öğrencileri kitapları alma konusunda tek seferde ikna etmek.
 – Hocam benim başka kitabım var zaten. + Olsun olsun alırsın ya n’olcak fazla kitaptan kim zarar görmüş ehehe. Alırsın alırsın… Ahmet, Süleyman’ı da yaz!
3.       EVRE: Bak bu en güzeli… Bu evrede bıyıklar ufaktan incelir. Yanaklar tombullaşır. Minik şirin bir göbek çıkar yada çok sıska olurlar. %95’i gözlüklüdür bu evrede ama hepsi değil şimdi yalan olmasın blog çıkışında ağabeyler tarafından sıkıştırılmayalım. Aaa ağzımdan kaçtı. Bak. Abiler. İşte bu bir dershane hocasının en kaşerlenmiş evresidir. Artık o kafasının en tepesindeki saç telinden ayağının topuğuna kadar kutsal görevlerle bezenmiş bir tanrı savaşçısıdır. Artık o seçilmiş kişidir. Ders anlatmak onun için bir hobidir artık. Onun çok daha sevap point’li görevleri vardır. Bunlardan bazıları; öğrencilerine ZAMAN gazetesine abone toplamaları için baskı uygulamak, ANAFEN yada FEM dershanelerine sadece eğitim için gidip cemaatle hiçbir alakası olmayan gençleri bok varmış gibi bitmeyen bir ısrar ve dünyada görüp görebileceğiniz en sinir bozucu gülümsemeyle bizim yan apartmandaki Seval Teyze’nin altın günlerinden esinlenerek uydurdukları MAKLUBE AKŞAMLARI denilen olaya çağırmak ve orada kaşığına zeytin çekirdeği gelene sofrayı toplattırmak, dershanelerinin yan kuruşları olan yurtlara öğrencileri DERS KAMPI adı altında alıp dersten başka her şeyi yaptırmak, öğrencilere ‘’zor bela soktukları yurtlarda’’ HOCAEFENDİ KASETLERİ adı altında FETHULLAH GÜLEN’in fii tarihinden kalma sohbet kayıtlarını dinlettirmek, dinlemeyenlerin hafta sonu evlerine gitmelerini YASAKLAMAK! Evet bu evredeki kaşar, ee pardon kaşerlenmiş hocaların görevleri bunlardır.
  İşte dershanelerin kaldırılmasına karşı çıkan dershane grubu bunlardır. Nev’i Şahsına munhasır beyefendileri tanımlarken verdiğim ince ayrıntılardan da anlaşılacağı gibi ben de bu mübareklerin ortamlarında fazlaca bulundum ama hiçbir zaman kendimi kullandırtmadım. Buradan beni okuyan, yazılarımı takip eden velilere/büyüklere de sesleniyorum. Aman! Çocuklarınızı bunlara karşı uyarın. Eğer şuanda çocuğunuz yurttaysa ve bir Cuma akşamı telefonunuzu bir BELLETMEN arayıp çocuğunuz bu hafta derslerine hiç çalışmadı bu haftasonu burada kalsın diyoruz abla/abi derse bilin ki o hafta çocuğunuz HOCAEFENDİ kasetlerini dinlemedi. Bunları işkembeden sallamıyorum sevgili okuyucu, gerçekten yaşadım. Neyse bu yurt maceralarımı başka bir yazımda paylaşacağım zaten sizlerle.
 Velhasıl bu Dershanelerin kaldırılmasını istemeyen tayfa bu işi tam bir para kaynağına çeviren, fakir vatandaşın (bolca da dini duygularını sömürerek) iliğini kemiğini kurutan (tabiri caiz değilse bile sonuna kadar hak ediyorlar) ŞEREFSİZ bir tayfadır.

 He DEVLET BABA bu dershaneleri nasıl bir yol izleyerek kaldırır, kaç nesil zarar görür bilinmez ama zararın neresinden dönülse kardır. Umarım ülkemizin için her şeyin en güzeli olur. Sevgi ve Saygılarımla…

                                                                                                                      TALHA ENES BİŞKİN

                                                                                                                  18/11/2013 19:53 -Kadıköy

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder