Bir sürü ilişki geçmiştir başından. Bazen sen bile sayamazsın. İlki vardır, bir de sonuncusu aklında. Bir de çok etkilediyse seni ortadaki birkaç tanesi. Düşünürsün. Nerede hata yaptım diye. Şimdi onlardan biri neden yanımda değil, sigaramı neden yine tek içiyorum ulan ben diye düşünürsün. Tabi bu düşünceler çayın bitip kıçını dayadığın mermerin soğukluğunu hissetmeye başladıktan sonra gelir. Hep öyledir zaten. Biz insanlar canımız yanmadan düşünmeyiz.
Neyse... Hepsi gitmiştir sonuçta. Bak sen yine tek içiyorsun sigaranı. Peki nerede hata yaptığımızı bilmek ister misin? Tabii söylerim ne demek. Benim yaşadığım acıları, geçirdiğim krizleri, göz altlarımın kararmasının, yüzümün gülememesinin, her an bir doz uyuşturucuyla yaşıyormuşum gibi dolaşmamın sebebini bil isterim okuyucu. Bu bloğa şimdiye kadar yazdıklarımdan hiçbiri benim yaşamadığım şeyler değil. Yazarlık aslında yalancılıktır biraz da derler. Dert değil, ben de yazar değilim zaten...
Evet okuyucu bu öyle bir hata ki gözümüzün önünde apaçık durur aslında ama biz onu yağmur gibi, güneş gibi, hava gibi tabii gördüğümüz için anlamayız hata olduğunu. İşte bu hata aşkı kendi küçük aklımızdaki günlük-haftalık-aylık-senelik çizelgemizdeki bir yere yerleştirmeye çalışmamızdır. Aşkı kalıba sokamayız, sokamadık, sokamayacağız, sokamadım...
Nasıl mı anladım bunu? Bundan önceki tüm ilişkilerimde konuştuğum 'zat' ı sevgili olabilme amacıyla kendime yaklaştırıyordum. Onu benimleyken düşünebiliyordum çünkü. Şununla sevgili olsak ne güzel olur ya diyordum ve oluyordum. Şaşırtıcı bir şey yoktu. Heyecan yoktu.
Peki şimdi 'Bundan önceki' deki 'Bu' yu merak edeceksiniz. Yani en azından ben merak edeceğinizi düşündüm. Dikkatli bir okuyucuysanız tabii.
İşte 'Bu' dediğim kişi bana bu hatayı gösterdi. Bilerek değil tabii. Normalde konuşmuyorduk. Bakın bir planlama yok. Sadece arada hal hatır sorardık. Sonra bir haftasonu sabahı ben pijamalarımla sabahın 10'unda ekmeğime reçel sürüp çayımı karıştırırken bir mesaj geldi. Moralinin kötü olduğunu ve buluşabilir miyiz sorusu içeren bir mesaj. Kendi de o mesajı neden bana yolladığını bilmiyordu. Sadece bir şeyler yürüyordu işte kendiliğinden. Bende o gün zaten Kadıköy'de biraz dolanmayı düşünüyordum. Tamam Kadıköy'de buluşalım dedim. Boğanın biraz aşağısında karşılaştık. O an. İşte o an ne olduysa oldu. Sadece bir an duraksadık ve gülüşmeye başladık. O gün olan her şey hislerle başladı. Kelimeler gereksizdi o an. Hani kelimeler kifayetsiz arabeskyası vardır ya, o işte o. O akşam eve dönüp yastığa başımı koyduğumda dedim ki; '' Ben bu zamana kadar n'aptım böyle kendime?!'' Ama bir süre düşündükten sonra bunun da yanlış olduğunu farkettim. Çünkü bu tamamen kaderdi. Bir an önce ya da bir an sonra olmasını sen sağlayamıyordun.
Velhasıl gerçek aşk dostlarım, sizin kontrolünüz dışında gelişir. Onu bulduğunuzda her şeye rağmen sımsıkı sarılın ona. Onu bulduğunuza şükredin. Gözlerinin içine bakın. Üzerine titreyin. Ufak tefek şeyler yüzünden tartışmayın. Unutmayın ki o önemsiz görünen ufak tartışmaların birikmesiyle büyük kavgalar çıkar. Birbirinize uymaya çalışın, böylece birbirinden yeni şeyler öğreneceksiniz. Emin olun mutlu olacaksınız. Nereden mi biliyorum? Ben böyle yapıyorum çünkü..;)
Seni Seviyorum...
TALHA ENES BİŞKİN
10/12/2013 Kadıköy
Neyse... Hepsi gitmiştir sonuçta. Bak sen yine tek içiyorsun sigaranı. Peki nerede hata yaptığımızı bilmek ister misin? Tabii söylerim ne demek. Benim yaşadığım acıları, geçirdiğim krizleri, göz altlarımın kararmasının, yüzümün gülememesinin, her an bir doz uyuşturucuyla yaşıyormuşum gibi dolaşmamın sebebini bil isterim okuyucu. Bu bloğa şimdiye kadar yazdıklarımdan hiçbiri benim yaşamadığım şeyler değil. Yazarlık aslında yalancılıktır biraz da derler. Dert değil, ben de yazar değilim zaten...
Evet okuyucu bu öyle bir hata ki gözümüzün önünde apaçık durur aslında ama biz onu yağmur gibi, güneş gibi, hava gibi tabii gördüğümüz için anlamayız hata olduğunu. İşte bu hata aşkı kendi küçük aklımızdaki günlük-haftalık-aylık-senelik çizelgemizdeki bir yere yerleştirmeye çalışmamızdır. Aşkı kalıba sokamayız, sokamadık, sokamayacağız, sokamadım...
Nasıl mı anladım bunu? Bundan önceki tüm ilişkilerimde konuştuğum 'zat' ı sevgili olabilme amacıyla kendime yaklaştırıyordum. Onu benimleyken düşünebiliyordum çünkü. Şununla sevgili olsak ne güzel olur ya diyordum ve oluyordum. Şaşırtıcı bir şey yoktu. Heyecan yoktu.
Peki şimdi 'Bundan önceki' deki 'Bu' yu merak edeceksiniz. Yani en azından ben merak edeceğinizi düşündüm. Dikkatli bir okuyucuysanız tabii.
İşte 'Bu' dediğim kişi bana bu hatayı gösterdi. Bilerek değil tabii. Normalde konuşmuyorduk. Bakın bir planlama yok. Sadece arada hal hatır sorardık. Sonra bir haftasonu sabahı ben pijamalarımla sabahın 10'unda ekmeğime reçel sürüp çayımı karıştırırken bir mesaj geldi. Moralinin kötü olduğunu ve buluşabilir miyiz sorusu içeren bir mesaj. Kendi de o mesajı neden bana yolladığını bilmiyordu. Sadece bir şeyler yürüyordu işte kendiliğinden. Bende o gün zaten Kadıköy'de biraz dolanmayı düşünüyordum. Tamam Kadıköy'de buluşalım dedim. Boğanın biraz aşağısında karşılaştık. O an. İşte o an ne olduysa oldu. Sadece bir an duraksadık ve gülüşmeye başladık. O gün olan her şey hislerle başladı. Kelimeler gereksizdi o an. Hani kelimeler kifayetsiz arabeskyası vardır ya, o işte o. O akşam eve dönüp yastığa başımı koyduğumda dedim ki; '' Ben bu zamana kadar n'aptım böyle kendime?!'' Ama bir süre düşündükten sonra bunun da yanlış olduğunu farkettim. Çünkü bu tamamen kaderdi. Bir an önce ya da bir an sonra olmasını sen sağlayamıyordun.
Velhasıl gerçek aşk dostlarım, sizin kontrolünüz dışında gelişir. Onu bulduğunuzda her şeye rağmen sımsıkı sarılın ona. Onu bulduğunuza şükredin. Gözlerinin içine bakın. Üzerine titreyin. Ufak tefek şeyler yüzünden tartışmayın. Unutmayın ki o önemsiz görünen ufak tartışmaların birikmesiyle büyük kavgalar çıkar. Birbirinize uymaya çalışın, böylece birbirinden yeni şeyler öğreneceksiniz. Emin olun mutlu olacaksınız. Nereden mi biliyorum? Ben böyle yapıyorum çünkü..;)
Seni Seviyorum...
TALHA ENES BİŞKİN
10/12/2013 Kadıköy
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder