1 Aralık 2014 Pazartesi

GRİ OLABİLMEK.

 Kaç yaşındasın bilmiyorum ama hayatın boyunca hep bir tarafa ait olman gerektiğini söyleyen insanların tepene doluştuğundan yüzde yüz eminim. Ya siyah olmalısındır ya beyaz. Ortada kalırsan kurtlar kapar mazallah. Sen ya Fenerbahçelisindir ya Galatasaraylı, ya Trabzonsporlusundur ya Beşiktaşlı ya da her ne zikimse. Yeme bizi şimdi, takım tutmuyorum ne demek lan illa tutuyosundur. Ya taşak tarikatındansındır ya yarak. Tarikata bağlı değil misin? E sen dinden çıkmışsın, git bi kelime-i şehadet getir en iyisi. Ya Ak Partilisindir ya CHP, ya da çay tiryakisi. Hiçbiri mi? Sen ne biçim adamsın ulan siyasi görüşü olmayan adam mı olur! Hayat, bu "siyah" ve "beyaz"larla sarmalamıştır bizi. Ya da hayat demiyelim. Hep suçu hayata atıyoruz ona da yazık. A bu hayat size neetti gardaş demezler mi sonra bana. Bizi, "siyah"ı ya da "beyaz"ı "tutmaya" zorlayan, z.k kafalı insanlardır aslında. Bu insanlardan o kadar çok vardır ki; siz, ben z.k kafalı sıfatı kullanmadan, sadece "insanlar" da desem gözünüzün önüne yine o z.k kafalılar gelir. Her yerdeler. Peki yazının başında bahsettiğim "orta" neresi? Onun rengi ne? Tahmin edersin: Gri... 
 "İnsan" her şeyden önce Gri olabilmeli. Bu çizginin dışarısı sizi bağlar. Siyah bir tasmadır, beyaz da öyle. Gri ise sokakta kalan çöp artıkları, birkaç hayır severin köşe başına koyduğu taze mama, belki sokaklarda gelip geçen birkaç öküzün tekmesine maruz kalmadır. Ama gri; bizatihi o sokaklardır. İçinde mama da tekme de olan ama her halukarda özgürlüğü barındıran sokaklardır. Şimdi; bir belediye görevlisi kıçınıza uyuşturucu iğne vurup sizi barınağa tıkmadan önce gri olmayı en iyi şekilde öğrenin ve hayatınızda uygulamaya koyun.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder