İmam-hatipte her hoca ayrı bir din alimidir. Coğrafyacısından tut Kimyacısına kadar. Denize paralel dağları işlerken bir de bakmışsın konu allah yazan patatese dönmüş, kaynamış gitmiş. Ama gelgelelim tüm bunların yanında çok değerli insanlar da tanıdım. Belki bir elin parmağını geçmez ama olayların farkında olan insanlar gördüm. Onlarında yarısı, bu işin bir kandırmaca olduğunu, asıl amacın din diyanet öğretmek falan gibi masumane olmadığını anladı ve başka okullara gitti. Birkaç tane değer verdiğim hoca hala imam-hatip liselerinde. Yakında onlar da ayrılacak, sinyaller bu yönde. Diğerleri mi? Sizlere genel bir imam-hatip hocası portresi çizeyim kararı siz verin;
- İDARE TEBAASI: Müdür baş yalaktır. Bu tebaanın en belirgin özelliği bir bok bildiklerini sandıkları halde en iyi yaptıkları tek işin "durmadan, çılgınca blow job yapmak" olmasıdır. Gelen veli "taşaklıysa" itinayla pasta cila yapılır, fakir, garibansa bir an önce aradan çıkartılıp siktir çekilir. Okuldaki asıl işlevi öğrencilerin sıkıntılarıyla uğraşmaktan çok gelen giden burjuvaları en ala şekilde misafir etmek ve pırıl pırıl geri yollamaktır. Din alimidir hepsi. Aslında kabe imamlığı teklifi falan alırlar her sene ama memlekette dini diyaneti savunacak kalifiye eleman olması lazım geldiğinden burda dururlar.
-ÖĞRETMEN TEBAASI (TİP 1) : Genel kültürü sokakta her gün çekirdek çitleyip dedikodu yapan "başörtülü bacılarımızdan" bile düşüktür. Bazıları kendi alanında bile çetrefilli sorulara cevap veremezken bazıları bu soruların sorulmasına hiç fırsat vermeden tüm cahil gücüyle yumruğunu koyar masaya, mum eder sınıfı. Çünkü onun işi öğretmek değil "eğitmektir". Sınıfta bir tane değişik, kendi tarzını yaratmaya çalışan tip görmeyedursun. Hemen laf sokmaya başlar. Ağzıda tam bir bayat mahalle ağzıdır. " o gırmızı ayaggabılar ne la öyle artiz misin sen ehehuhehe" diyerek başlar diyaloğa. Artık o öğrenci poku yemiştir. Ne yapsa batar o hocaya. Bu tip de din alimidir. Gece tırnak kesilmez ona göre. Sakız çiğneyen kız orospu, erkek ibnedir onun için. Sakız da gavur icadı, Amerikan oyunudur zaten.
-ÖĞRETMEN TEBAASI (TİP 2): Öğretmenlik mesleğine saygımı bu okulda yitirdim ben. Çoğu şeye inancımı, saygımı yitirdim daha doğrusu. Ama bu tip'in az çok gideri vardır. Öğrenci halinden anlar bunlar. Her bir bokumuzu bilir esprilerimize gülerler. Ama gelgelim hepsi bu. Müdürün odasından götünü tuta tuta çıktığında gözgöze gelirsin bu tiple. Sen bişeyler beklersin ondan, sonuçta öğretmendir o, elinden gelir, dilekçe yazar, konuşur, müdür onu adam yerine koyar belki. Ama o senin suratına bakar, belki sırıtır, " noldu bu sefer hardcore muydu soft mu? " diyip fütursuzca terkeder orayı. Herşeyini anlar ama hiçbir işe el atmaz. O da anlamıştır çarkın nasıl döndüğünü. Ama anlamıştır yine sadece. Elimden bişey gelmez ki der çekilir bir köşeye, bu boktan sistemin cenab-ü rabb-ül alemin tarafından düzeltilmesini bekler. He, yeri gelir kantinden bi çay ısmarlayıp uzun uzun konuşur dertleşir de. Ama hiçbir boka yaramaz. 0 + 0 = 0
-AVAM TEBAASI: Bu kısım okul hademeleri, güvenlik görevlisi ve kantinci abi/ablaları kapsar. Hepsi dininde diyanetindedir. Temizlikçi paspası besmeleyle vurur yere, kantinici tostu ya allah nidalarıyla basar, güvenlikçi arada aşka gelip copunu çeker karşıdaki anadolu lisesine cihad yapmaya gider. Öğrencilere pek etkileri yoktur.
İşte böyle pek sevgili okuyucu. Ben, Talha Enes. Dört senedir imam-hatip öğrencisiyim. Hala bi senem var. Sebebini bir sonraki yazıda açıklarım uzun uzun. Sınıfta kaldım ama nasıl kaldım? Bu okul çok şey kattı bana. Sağolsunlar. Son cümlem de şu olsun. Türkiye'de devasa bir imam-hatip mezunu ateist kitle yetişiyor! Hayırlara vesile olsun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder