Neyse, bu konuyu uzunca düşündüm. Kendime sorular yönelttim sürekli. Ben ne düşünüyorum bu konuda? En başlarda düşüncem tüm eşcinsellerden nefret etmekti. -Tabii açıktan kimseye söylemedim bunları. Bu düşünceler tamamen yanlız kalıp kendi iç muhasebemle özgürce vardığım fikirlerdi.- Sonraları o kadar iyi insanlar tanıdım ki eşcinsel olan, fikirlerim değişti. Onlarda nefret edilecek bir şey göremedim. Hepsi kendi hallerinde insanlardı. Bu ikinci evresiydi düşüncemin. Sonra birkaç kişi daha tanıdım. Düşüncemde hep bir eksiklik olduğunu hissediyordum. Buldum. Bu insanlar mutlu değillerdi. (Gerçi hangimiz mutluyuz ki amk) Hiçbiri. Bu cümleye ithafen hadi lan ordan gavat ben mutluyum diyecek bi ton sazan çıkabilir. Onları kendi içlerine yönelerek dürüstçe düşünmeye davet ediyorum. Bu vardığım sonuçlar öyle bikaç aylık gözlemlerin sonucu değil. Evet, bu insanlar mutlu değil. Tanrının ya da neye inanıyorsanız, yarattığı ya da doğan hatalı yaratıklar. Ya da biz hatalıyız. Bir önceki yazımda gri olabilmeyi anlatmıştım. Tanrı gri olamaz. Ya da var olan şeyler. Dünyada gri renginden başka hiçbirşey gri değildir. Ölü ya da canlı. İyi yada kötü. Aç ya da tok. Tanrı gri kabul etmez. Ve bu yüzden onun inadına gri olanları sevmeliyiz. Hasta insanları sevin. Onları daha da çok koruyup kollayın. Topal birine düzgün yürüyemiyor diye çelme takıp düşmesini izlemenin bir anlamı yok.
Düşüncemin şimdilik son hali bu. Bu konuda kafamda bir çok şey döndüğü için yazının akıcılığı sağlanamamış olabilir o yüzden sizlerden özür dilerim. Eşcinsellik doğal bir şey falan değildir kimse bunu savunmasın. Ama tam da bu yüzden eşcinsellere daha da fazla sevgiyle yaklaşmak gerekir. Psikolojik veyahut fiziksel şiddet gören, yaşamasına izin verilmeyen bu durumdaki tüm insanlardan, insan olamayanlar adına özür dilerim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder