31 Ağustos 2015 Pazartesi

"MORFİNSİZ ÇEKİLEN SANCILAR"

 Yazıma 'Şayir' Batuhan Dedde'nin "Morfinsiz Çekilen Düş Sancıları" adlı 'şiyir' kitabının adıyla başlamak istedim. Tabii ufak bir değişiklik yaparak. Çünkü yaşadığım şeyler düş olamayacak kadar gerçek, lakin gerçek olamayacak kadar da düş kokulu. İnsanları tanımaya başladım okuyucu. Komik değil mi allasen? Doğduğum günden beri arasında olduğum yaratıkları daha yeni tanımaya, 'kendimce' idrak etmeye başladım. Bir yolculuğun ilk adımı bu benim için. Sonunda ölüm olacak olan bu  yolculukta başlangıç olarak hissettiğim en yoğun duygu şüphesiz ki şaşkınlık. Hayat bana arasıcak, ana yemek ve tatlı olarak daha neler sunacak henüz bilmiyorum. Ama eğer bu yemeğin devamı da böyle gidecekse kesin olarak söyleyebileceğim tek şey; şef en yakın zamanda siktir olup gitmeli. Bu hayat bir restoransa, ve bu çıktığım yolculuk şuan başında durduğum sofraysa, şef tabii olarak tanrıdır. Bazen üstü açık avm'mizden "şefim, olmamış bu be! Ne dersin?!" demek geliyor içimden. Bunun yerine sadece sövüyorum. İçimize öyle zehirler zerk etmiş ki bu şef, insanın insan olası gelmiyor. Aslanlara küfreden aslan gördün mü hiç? Ya da sikiyim filleri diyerek sürüsünü bırakıp tek takılan bir fil? O ne biçim boyun amk deyip arkadaşıyla dalga geçen kaç deve çekti şimdiye kadar NG kameraları. İntihar eden yunuslar ve balinaların bile meçhulleri biz değil miyiz? İnsan ne boka yarar allasen? Ne için koşturuyoruz biz? Yaşamak için çalışıyoruz deyip çalışmak için yaşıyor olmayalım? Sevdiğim için sikiyorum desek de sikebilmek için sevmiyor muyuz? Önemli olan iç güzellik diyen kaç gelin evlendi kısır bir adamla? Sevişemeyen kadınla evlenmem diyen kaç erkek iğrençliğini görüp intihar etti? Hayvanlardan tek farkımız yaptığımız pisliklere şirin paltolar örebilmemiz değil mi? Uzaylıları bulduktan sonra porno sitelerinde "Alien Porn" kategorisi açılmayacağına dair benimle iddiaya girmek isteyen var mı? Gereksiz değiliz okuyucu. Ama bu dünyadaki görevimiz de evrene katkı sağlamak falan değil. Evrenin bağışıklık sistemini güçlendirmek için gönderilmiş mikroplarız sadece. Tek bir şeyi unutmuş "şef". Bu restoranın ecza dolabı yok!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder