19 Ağustos 2015 Çarşamba

PİŞTİ Mİ?

 Kumarda kaybeden aşkta kazanır sözünü ilk duyduğumda sıçtığımı anlamıştım. Pişti oynamayı bile bilmeyen biri olarak benim için en büyük kumar satrançta ilk hamleden şahın sağ çaprazını açıp rakibimin bunu farketmemesini ummaktı çünkü. Gelgelelim zamanla aşka karşı peşimi bırakmayan bu şanssızlığın aslında benim uğurum olduğunu fakettim. Bu şanssızlıktan doğan öfke beni besliyordu. Şarkılarımda bu öfkeden besleniyordum. "Ulan sen de iyice mustafa ceceli kesildin, metal ayağına aşk şarkıları mı kakalıcan bize amk" demeyin. Şarkı yazarken, en azından ben şarkı yazarken, beslendiğim duygunun kaynağı önemli değildir. Benim için önemli olan, o anda içime dolan ve damarlarımda hissettiğim salt duygudur. 
 Gülmeyin ama siyasi içerikli bir şarkı yazarken eski sevgilimi düşünüp onun öfkesiyle şarkı yazmışlığım bile var. 
 E günümüz siyasi olayları zaten yeterince insanı öfkelendirebilecek seviyede diyebilirsiniz. Doğru. Fakat benim birşeye gerçekten sinirlenebilmem için onun bizzat şahsımı ilgilendirmesi gerekir. Somut olarak. Verdiğim vergilerle sikimsonik örgütlere silah yardımı yapılması insanı öfkeler içinde bırakabilir, evet. Fakat bu benim için somut birşey değildir. Buna gerçekten yürekten sinirlenmem için birinin beni sokak kenarında sıkıştırıp "sökül ulan paraları pezeveng" demesi ve yine gözümün önünde o parayla bir koli silah alıp örgüt üyelerine hayırlı olsunlar eşliğinde nazar boncuğuyla birlikte dağıtması gerekir. 
 Buna eski kafalılık ya da kaz kafalılık diyebilirsiniz. Bence de öyle. Velhasıl nerden gelmiştik bu konuya. Heh, aşk geçicidir yaşasın ülkü ocakları. 
(Evet, gündemde olmayan bir aşk bile insanın kafasını karıştırabilir.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder